Telefon : +90 501 351 78 77
Bizi takip edin :

ARAMIZDAN AYRILIŞININ 61. YILDÖNÜMÜNDE HASAN ÂLİ YÜCEL ve KÖY ENSTİTÜLERİ

ARAMIZDAN AYRILIŞININ 61. YILDÖNÜMÜNDE HASAN ÂLİ YÜCEL ve KÖY ENSTİTÜLERİ

  • 01 Mart 2022, Salı
  • 100 defa okundu

 

ARAMIZDAN AYRILIŞININ 61. YILDÖNÜMÜNDE HASAN ÂLİ YÜCEL ve KÖY ENSTİTÜLERİ

Yüksel ÖZDEMİR

YKKED Çanakkale Şubesi

Yönetim Kurulu Üyesi

 

«Türk vatanının dağlarında, bayırlarında, kırlarında hatta en ücra yerlerinde kendi kendine açıp solan çiçek bırakmayacağız.» H. Ali YÜCEL

 

       1897 yılında İstanbul’da doğan Hasan Âli Yücel’in çocukluk ve gençlik yılları ülkemizin sürüklendiği ekonomik, sosyal ve siyasi sarsıntılarla geçer. İkinci Meşrutiyet’in ilanı ile karşılaştığı “Hürriyet”le; kaybedilen savaşların, ülkenin her alanda kötüye gidişinin temelinde eğitimsizliğin yattığını görür, insanı eğitmeyi yüce bir amaç edinir.

       Osmanlı düzeni içindeki misyoner okullarında aldıkları eğitimle benliğini yitirmiş hainlerin ve ümmet fikri ile beyinleri yıkanmışların, Amerika, İngiltere, Fransa gibi emperyalist ülkelerin koruması altına girmek istemelerine, Yunanistan’ın İzmir’i işgaline karşı çıkmamalarına, “Anadolu’daki hareket bir blöftür. Haince, cahilce, canavarcadır” diyecek kadar ileri gitmelerine karşın, binlerce yurtseveri şehit vererek kavuştuğumuz bağımsızlık çok kıymetlidir. Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal, Millî Mücadelenin başından sonuna kadar tam bağımsızlığı hedeflemiştir. “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” Diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin yol haritasını çizmiştir.

       İlk adım Samsun’dan Amasya’ya, Sivas’a, Erzurum’a, Kocatepe’den İzmir’e uzanan Kurtuluş Savaşı Destanı’mızda sahip olduğumuz bağımsızlığı yitirmemek için geleceğimizi güvence altına almak ve kalkınmak şarttı.  

        Hasan Âli Yücel; Atatürk’ün dediği gibi “çağdaş uygarlıklar düzeyine çıkabilmenin” yolunun “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” insanı yetiştirmekle olanaklı olduğunu görmüş, Aydınlanma Devrimi’nin en önemli ve unutulmaz öncülerinden olmuştur.

       Kurtuluş Savaşı sonrası İzmir Erkek Öğretmen Okulunda öğretmenliğe başlar. Atatürk ile yakından tanışma olanağı bulur. 1927 yılında Bakanlık Müfettişi olur. Oğlu Can Yücel’in deyişiyle; çağının en güzel gözlü Maarif Müfettişi Anadolu’yu karış karış gezer. Halkın sorunlarının, sıkıntılarının en yakın tanıklarından olur. Köy kalkınmadan çağdaş uygarlıklar düzeyine çıkılamayacağını görür!

       Atatürk’ün ölümünden hemen sonra Millî Eğitim Bakanlığı’na getirilmesi, aslında Onu yakından tanıyan ve güvenen başöğretmenin projesidir.

       Bakanlığı döneminde Ankara’da Devlet Konservatuarı, çeviri bürosu, Devlet Resim ve Heykel Sergileri açması, ansiklopedi, dilin Türkçeleştirilmesi, eski eserlerin korunması, Üniversiteler Yasası vb Türkiye’de ele alınan ilkler arasındadır. Ders kitapları, şiir kitapları, çeviri, inceleme ve araştırmalar, Edebiyat Tarihi önemli kitaplarından bazılarıdır. 495 klasik eserin çevirisini yaptırır.

      En önemli ve en büyük çalışması; yarım bıraktırılan mucizesi, Cumhuriyet’in aydınlanmacı, özgür ve ilerici karakterinin en özgün uygulaması, iş içinde eğitim ilkesi, lâik, demokratik, karma, parasız, bilimsel, öğrenci ve sanat merkezli eğitim sistemiyle Cumhuriyeti köye taşıma projesi olan Köy Enstitüleriydi. 

      İsmail Hakkı Tonguç ile birlikte; “Beyin ve yüreği Atatürk Devrimlerinin ışığı ile aydınlanmış, geleceğimizin büyük güvencesi” dediği fakir halk çocuklarını yetiştirerek köylerine öğretmen olarak göndermek ve “köyü içten canlandırmaktı” projeleri.  

       İş Eğitimini okullara sokmak, bağımsızlık savaşı vermek kadar önemlidir, diyordu Yücel.

      Yoksul köy çocukları enstitülerde dersliklerini, revirlerini, yatakhanelerini, hamamlarını kendileri yaptılar. Binlerce ağaç diktiler, yedikleri sebzelerini yetiştirdiler, hayvan beslediler, sanat dallarında çalıştılar. Öğretmenleri önderliğinde fizik, kimya, matematik derslerinde öğrendiklerini iş içinde uyguladılar. Üretirken öğrendiler, öğrenirken ürettiler. Klasikleri okudular. Müzik aleti çaldılar, tiyatro yaptılar, halk oyunları oynadılar. Toprakla uğraştılar toprakla!

       Eleştirdiler, yönetime katıldılar, sorumluluk aldılar. Paylaştılar, toplumsal bilinç kazandılar, hayatı sorgulamaya başladılar. Kazandıkları bilinçle öğrendiklerini yaşama geçirmek için ellerinde aydınlanma meşalesi köylere gittiler. Anadolu’da değişim ve dönüşümün, gericiliğe karşı ilerlemenin, sağlıkta, tarımda modernleşmenin temsilcisi oldular. İnsanlaşma ve özgürleşme yolculuğunun en önünde yürüdüler.

       Köy Enstitüleri “özgürleşme” öyküsünün adıydı. Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un ellerinde yaşam bulmuştu. Ama insanların okumasından, aydınlanmasından, bilinçlenmesinden, köylünün milletin efendisi olmasından rahatsız olanlar tarafından acımasız, haksız, asılsız yıpratma ve karalama kampanyalarının hedefi oldular.

       1946’da 7 yıl 5 ay yaptığı Milli Eğitim Bakanlığı görevinden ayrıldı. Köy Enstitüleri kapatılmaya başladı. 1952’de son mezunlarını verdi. Mucize yarım bıraktırıldı.

       Köy Enstitüleri devam etseydi; ağaların saltanatı yıkılacak, köylü gerçek kimliğini ve değerini bulacaktı. Şehre göç olmayacak, varoşlar oluşmayacak; insanın insana kul olması önlenecek, sosyal adalet gerçekleşecekti.

       Bugün eğitimde, sağlıkta, ekonomide yaşadığımız sorunları yaşamayacaktık. Kendi siyasi geleceği ve kişisel çıkarları için bu eğitim yuvalarını kapatan, ülkenin geleceğini karartan dönemin yetkilileri ülkemize tarihi bir ihanete imzalarını atmışlardır.

       Bugün paralı, kuru, ezberci, yozlaşmış, fırsat eşitliği olmayan, dinselleşmiş, özelleşmiş, ticarileşmiş, diplomalı işsizler ordusu yaratan eğitim sistemimize; Köy Enstitüleri’nin lâik, demokratik, özgür, üretici, insan merkezli eğitim sisteminin bir pencere açmasını diliyor, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği olarak yarım bırakılan mucizenin geleceğe taşınması için çalışmalarını yapıyoruz.

       Kul olmayan, aklını kullanmayı temel alan, sorgulayan, özgün bireyler yetiştirmeyi hedefleyen, bu ülkeye birçok yazar, sanatçı, bilim adamı gibi nice değerler kazandıran, UNESCO’NUN önerisiyle geri kalmış ülkelere önerilen, İsveç’teki Eğitim Ansiklopedisi’ne giren tek Türk Okulu olan Köy Enstitüleri’ni kuran; çağının en güzel gözlü Maarif Müfettişi, devrimin unutulmaz Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli YÜCEL’İ ölümünün 61. Yıldönümünde sevgi, saygı ve şükranla anıyorum.

 


01 Mart 2022, Salı     100 defa okundu

Derneğimize üye olmak ister misiniz ?

Hakkımızda

-

İletişim
Bizi takip edin

Arama yapmak istediğiniz terimi girip ara butonuna basınız.

© 2022 THDSoft Tüm hakları saklıdır.